Featured

Solunum Sistemi İsabet Akademi

Yükleniyor...
2,126 İzlenme
Published

Canlılar yaşamlarını sürdürebilmek için hücrelerinde ATP' sentezlemek zorundadır. Hücrelerde organik monomerlerin oksijenli veya oksijensiz olarak parçalanması ile enerji açığa çıkar. Bu enerjinin bir kısmı ısı olarak çevreye yayılırken bir kısmından da ATP sentezlenir. Buna hücresel solunum denir. Hücresel solunum için gerekli 02' nin ortamdan alınıp solunum tepkimeleri sonucu üretilen 002' nin atılmasına ise gaz alışverişi denir. Solunum yapıları karada yaşayan canlılarda vücut içine. doğru genişlemiştir (trake ve akciğer). Suda yaşayan veya neme bağımlı canlılarda vücut dışında bulunabilir (deri ve solungaç). İnsan vücudunda homeostasiyi (iç denge) sağlayan temel iki sistem bulunur. Bu sistemlerden biri solunum sistemi diğeri de boşaltım sistemidir. İnsan vücudunda homeostasiyi (iç denge) sağlayan temel iki sistem bulunur. Bu sistemlerden biri solunum sistemi diğeri de boşaltım sistemidir. Burun ve ağız; solunum sisteminin dışa açıldığı yapılardır. Hava, burun deliklerinden geçerek burun boşluğuna alınır. Burun boşluğunun kıvrımlı, yüzeyinde mukus salgılayan bezler bulunur. Mukus; solunan havayı nemlendirir ve burun içi kıllarıyla birlikte mikroorganizmaların tutulmasını sağlar. Ağızda bu yapılar yoktur. Bu yüzden burundan nefes almak daha fizyolojiktir. Yutak; alınan havayı gırtlağa ileten yapıdır. Yutağa ağız ve burun boşluğu açılır. Gırtlak; soluk borusunun başlangıcında bulunur. Yutaktan gelen havayı soluk borusuna iletir. Gırtlak kıkırdak ve bağ dokudan oluşmuştur. İç yüzeyinde yabancı maddelerin soluk borusuna gitmesini önleyen silli hücreler bulunur. Ayrıca üst kısımda bulunan gırtlak kapağı (epiglottis) yutkunma sırasında gırtlağın yukarı hareket ederek soluk borusunun kapanmasını sağlar. Gırtlakta bulunan ses telleri ses oluşumunu sağlar. Soluk borusu; gırtlaktan son yer alan 3-4 cm genişliğinde 10-12 cm uzunluğundaki yapıdır. Yapısında dıştan içe doğru, bağ doku, C harfi şeklinde kıkırdak halkalar ve mukoza (epitel doku) bulunur. Soluk borusunun iç yüzeyinde bulunan silli epitel ve mukus solunan havayı nemlendirir, toz ve yabancı maddeleri tutar ve sillerin tek yönlü hareketiyle dışarı atar. C harfi şeklindeki kıkırdak halkalar sayesinde soluk borusu sürekli gergin ve açıktır. Soluk borusu akciğerlere girerken branş adı verilen iki kola ayrılır. Akciğerler; içinde bronşlar ince birçok kola ayrılır. Bu kollara bronşçuk denir. Bronşçuklarda kıkırdak halkalar bulunmaz, Bronşçuklar alveol adı verilen hava kesecikleriyle sonlanır. Soluk alıp verme diyafram ve kaburga kaslarının kasılmasıyla göğüs boşluğundaki basınç değişimi sonucu gerçekleşir. Solunum hızı, kandaki 002 miktarına göre düzenlenir. Kanda 002 miktarı arttığında kan pH`sı düşer yani kan asitleşir. Bu durum omurilik soğanındaki solunum merkezini uyarır. Soluk alma sırasında; diyafram ve kaburgalar arası kaslar kasılır. Diyafram düzleşir ve kaburgalar yukarı doğru yükselir. Böylece göğüs kafesi genişler, göğüs boşluğunun hacmi artar. Bunun sonucunda akciğerlerdeki hava basıncı atmosfer basıncına göre düşük olduğu için dışardaki hava akciğerlere dolar. Soluk alma ile alveollerdeki oksijen yoğunluğu artar. Oksijen alveolleri saran kılcal damarlardan difüzyonla kana geçerken, kandaki karbondioksit alveollere geçer. Soluk verme sırasında; diyafram ve kaburgalar arası kaslar gevşer. Bu sırada kaburgalar aşağı doğru iner ve diyafram göğüs boşluğuna doğru kubbeleşerek göğüs boşluğunun hacmini azaltır. Bu durum akciğerdeki hava basıncının atmosfer basıncına göre fazla olmasını sağlar. Böylece akciğerlerde sıkışan hava dışarı verilir. Soluk verme sadece göğüs boşluğunun hacminin azalmasına bağlı gerçekleşmez. Aynı zamanda akciğerin geri yaylanma basıncınında etkisi vardır. Bu basınç, akciğerlerin yapısındaki elastik lifler etkisiyle ve pleura boşluğundaki sıvının oluşturduğu yüzey gerilimiyle sağlanır. Bu nedenle soluk alma enerji gerektiren aktif bir olayken soluk verme enerji gerektirmeyen pasif bir olaydır. Soluk alırken alveol boşluğunda karbondioksit derişimi kandakine göre daha düşüktür. Bu nedenle karbondioksit derişiminin yüksek olduğu akciğer kılcalIarındaki alyuvarlardan, önce kan plazmasına sonra difüzyonla akciğer alveollerine geçer. Alveollerdeki karbondioksit soluk vermeyle alveol boşluğuna, oradan da vücut dışına atılır. Karbondioksitin uzaklaşmasıyla kan pH'ı yükselir. Böylece hemoglobinin oksijene ilgisi artar ve tekrar soluk aldığımızda alveollerden kana geçen oksijen, hemoglobine kolayca bağlanır.

Kategori
11. Sınıf Biyoloji Biyoloji
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın.